Sanat

Terminatör Serisi Üzerinden Feminizmin İzini Sürmek

1984’ten beri bilmem kaç farklı jenerasyonun hayatına girmeyi başaran bir film Terminatör. Serinin tüm filmlerini yaklaşık bir hafta içinde arka arkaya izledim (çünkü yeni filmi sinemada izlemeden önce seriyi tamamlamak istedim). Her filmde değişen kadın profili çok ilgi çekici geldi. En son filmi sinemada gördükten sonra, artık bu konuda bir şeyler yazmalıyım dedim. Her bir… Continue reading Terminatör Serisi Üzerinden Feminizmin İzini Sürmek

Sanat

Olacaksa Güçlü Orospu Olsun

Güçlü kadın karakter olarak Uğur. İstediklerinin farkında ve buna göre olan şeyler sonucunda kendini suçlamak yerine ‘e bunu biliyordu’ ve ‘böyle olacağını biliyorsun, istiyorsan gel’ diyen bir kadın modeli olarak ne hayatımızda ne de filmlerde gördüğümüz kadınlara benziyor. Film boyunca iki kez amı üzerinden isyanını haykırırken amıyla insan yerine konulduğunu, daha doğrusu bu konulduğu yerin… Continue reading Olacaksa Güçlü Orospu Olsun

Sanat

Üç Renk: Mavi – Krzysztof Kieślowski

Krzysztof Kieślowski’nin yönettiği Mavi filmi, Fransa bayrağının taşıdığı renklerden yola çıkılarak ortaya çıkan üçlemenin ilk filmi. Üçlemede, Fransız Devrimi’nden sonra ortaya çıkan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik fikirlerini anlatılıyor. Diğer filmler Beyaz ve Kırmızı. Mavi’de işlenen özgürlük kitlesel, siyasi bir özgürlükten öte insanın kendi içinde hissettiği türden bir özgürlük. Duygusal olarak özgürleşmeye çalışan Julie’yi Juliette Binoche… Continue reading Üç Renk: Mavi – Krzysztof Kieślowski

Feminizm · Neler oluyor burada? · Sanat · Toplumsal Cinsiyet · Uncategorized

Uyanmak

Hiç düşünmeden çekip gitmek, ilk uçağa binip uzaklaşmak istemişti hep. Yapamadı… Sonunda hiçbir yere gidemedi. Ne gerçek oldu istekleri ne de puf diye uçup gitti. Aslında umutsuz sayılabilirdi. 20’li yaşlarını düşündüğünde o zaman aklından geçen tüm hayallerini dün gibi hatırlıyordu. Neler neler yaşamış olacaktı yarım asırlık koca bir kadın olduğunda. Her şeyden önce çok şehir,… Continue reading Uyanmak

Feminizm · Sanat

“Cüce”de Metaforlar ve Ana Tanrıça İzleri

“Yok hayır ana rahmini anımsatmak istemiyorsun şimdi kimselere ne de anımsatmak PRİ-MA’yı” (“Cüce”, s. 54) Pek çok yazın tekniğini bir arada kullanan Leyla Erbil, “Cüce” adlı kitabında kadın öykülerini çok sesli bir dille anlatıyor. Gerçekçi bir kaotik dille kaleme alınan eser, bir insanın düşünceleri gibi konudan konuya atlıyor. Kitap, farklı özellikleriyle de bu sabit olmama… Continue reading “Cüce”de Metaforlar ve Ana Tanrıça İzleri

Sanat

Bellek, Travma ve Yüzleşme Üzerine Bir Film; Hay Way Zaman.

50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Film dalında Jüri Özel Ödülü, 17. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Bilge Olgaç Başarı Ödülü ve 9. Boston Belgesel ve Kısa Film Yarışması Özel Mansiyon Ödülü alan “Hay Way Zaman-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel filmi Dersim tartışmalarına yeni boyutlar katıyor.  Sadece mağdurlar cephesinde değil, “failler” cephesinden… Continue reading Bellek, Travma ve Yüzleşme Üzerine Bir Film; Hay Way Zaman.

Sanat · Toplumsal Cinsiyet

Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu.

Görünenin gerçekliğini sorgularken nefes nefese kaldığınız oluyor mu? “Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu.” Gizem Aksu’nun Ah! Kosmos ile birlikte yarattığı otobiyografik çağdaş dans performansı. Sonunda, akışına bırakmanın değil de hissedilenin akışkanlığının verdiği bir rahatlamayla beraber derinlerde huzursuzluk hissettiren bir performans. Gizem Aksu’nun performansı bir futbol topu, bir tavuk yumurtasıyla sorgulatıyor… Continue reading Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu.